Pepouza Manastırı (foto: Ayvaz Karasu)
Pepouza Manastırı  (Foto:Ayvaz Karasu)
Montanism Anadolu'nun eski ve kayıp dinsel inanç gruplarından birisidir. Hristiyanlıkla, Frigya'nın binlerce yıllık pagan-anatanrıça (kybele) kütürlerini birarada harmanlaması ile son derece dikkat çekici bir   mezheptir. İlk olarak MS 2. yüzyılda Frigya'da ortaya çıkmıştır. Kurucusu ve isim babası olan Montanus'un Hristiyanlığı seçmeden önce bir Kybele rahibi olduğu düşünülmektedir. Montanus  Hristiyanlığı kabulünden sonra ise ,Priscilla ve Maximilla adlarında iki kadın rahibe ile birlikte inanç sistemlerini geliştirmiş ve kendisini de peygamber ilan etmiştir. Katolik ve Ortodoks Hristiyanlık  mezhepleriyle karşılaştırıldığında, dinsel ritüel ve hiyerarşide kadınların çok daha aktif rol alması ve kadın piskoposların bile tayin edilebilmesi gibi çok önemli farklılıklarıyla dikkati çeker. Montanism'in merkezi müridlerince Yeni Kudüs olarak da adlandırlan  Pepouza ve  Tymion adlı (bugün Uşak ili Karahallı  ilçesi sınırları içinde ) küçük bir kentlerdir. Pepouza ve Tymion kentleri zamanla Montanism'in birer hac merkezleri haline dönüşmüştür. Montanistler inananlarına kıyametin kopmak üzere olduğu ve kutsal kentleri olan  Pepouza ve Tymion 'da toplanmaları gerektiğini telkin etmişlerdir. Hareket zaman içerisinde oldukça büyümüş Batı Anadolu' dan Roma ve Kuzey Afrika kıyılarına kadar etkisi oldukça yayılmıştır.
 

Avgan Kanyonu ve Pepouza (Foto:Ayvaz Karasu)
    
Buna karşın Montanism ekümenik konsüller tarafından her seferinde sapkınlık olarak nitelendirilmiş ve  tarikat sürekli baskı altında tutulmuştur. Özellikle 6. yüzyılda Bizans imparatoru Justinianus zamanınında üyeleri kitlesel kıyım ve katliamlara uğratılmışlardır. Bir kısmı ise kiliselerinde kendilerini  yakarak toplu intihar yolunu seçmiştir. Sonuçta üzerlerindeki büyük baskı ve kıyımlar sonucunda Montanism varlığını sürdürememiş ve 8. yüzyılda tarih sahnesinden bütünüyle silinmiştir. Dinler tarihinde ise Montanism  yüzyıllarca Hristiyanlığın kayıp yedi mezhebinden birisi olarak  görülmüş ve  kitaplardan günümüze  çok sınırlı biçimde bazı bilgiler ulaşmıştır.